Sadece şarkı söylemek istiyordu
Şarkıları kadar skandallarıyla da tanınan Amy Winehouse dün evinde hayatını kaybetti. Geride unutulmaz iki albüm bıraktı
Amy Winehouse dün saat 15.54’te hayata veda etti. Londra’nın emeklisi ve yeşili bol mahallesi Camden Square’deki evinde, eski eşi Blake Fielder ve arkadaşlarıyla ‘parti’ yaparken… İngiliz basını öyle diyor. Eski eş Fielder “Çok votka içti ve biraz da kokain… Bir ara yataktan yere düştü, tutamadım. Kaldırdığımda bilinci yerindeydi, benden biraz daha kokain istedi. O sıra bilinci gitti, taksi çağırdık ama…” diyor.
Yaşamı boyunca Winehouse’un peşini bırakmayan, İngiliz tabloid basını olayı ‘Amy Winehouse evinde ölü bulundu’ diye verdi ama aslında ev kalabalıktı. Arkadaşları ve menajeri de oradaydı ve hep kavgalı eski eşi Fielder’ın kollarında bu dünyadan göçüp gitti.
Winehouse 14 Eylül 1983 Londra doğumluydu. Ailede herkes amatör olarak müzikle ilgileniyordu. Baba Mitchell Winehouse taksi şoförüydü ama akşam eve girerken kapıda Frank Sinatra söylerdi. Anne Janis Winehouse eczacıydı ama en sevdiği şey kocasına eşlik etmekti. Ağabey Alex’in de öyle. Dokuz yaşındayken anneanne Cynthia, kolundan tutup Susi Earnshaw Tiyatro Okulu’na götürüyor. Piercing yüzünden okuldan kovuluyor, o da her zamanki gibi “Siz bilirsiniz” çekiyor. 13 yaşındayken kendisine bir gitar hediye ediliyor ve Amy hemen kendi şarkılarını yazmaya başlıyor. ‘Kontralto’ vokaliyle dikkat çekiyor. İlk albümü Frank’in ardından ‘Back to Black’i çıkarıyor. 42 milyon satıyor. Back to Black’le beş dalda Grammy kazanıyor. ‘Back to Black’, ‘Rehab’, ‘I’m No Good’ dillere dolanıyor. Söyleşilerinde hep “Sadece şarkı söylemek istiyorum” diyor.
Winehouse 20 Haziran’da İstanbul’da konser verecekti. 18 Haziran’da Belgrad konseri kötü geçti ve 20 Haziran günü menejerleriyle organizasyon firması dedikoduları doğrularcasına İstanbul ve Atina konserlerini iptal ettiklerini açıkladı. Amy’nin Belgrad’da sahnede kendini kaybetmiş halde dolaşması yuhalanmasına neden olmuştu. Yine de İstanbul’a geldi, sevgilisi Regg Traviss’le birlikte üç gün otelden çıkmadı ve Londra’ya döndü.
Yıllardır uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ve skandalları hep konuşulan Amy, daha yakınlarda bir kez daha kliniğe yatmıştı. Bir iki gün önce evinin etrafında yürüyüşe çıktığında sağlıklı görünüyordu. Ama önceki gün bir daha hiç konser vermemek, yeni şarkılar söylememek üzere bu dünyadan gitti.
‘Son 30 yılda onun gibisi gelmedi’
Cem Yegül (Pozitif Organizasyon): Çok üzgünüm. İnsan olarak çok samimi buluyor ve beğeniyordum. Sanatçı olarak da bugünün pop dünyasının sırnaşık durumuna pirim vermeyen, derinliği olan biriydi. Korkunç bir dünyada yaşıyoruz. Böyle insanları öğütüp atıyor. İnanılmaz bir sesi vardı. Ben İstanbul konseri için onu Belgrad’tan almaya gitmiştim, o talihsiz olayı yaşadı. Kendisiyle hiç konuşmadım. İstanbul’da onu üç dört gün ağırladık. Belgrad olayını atlatması için yardımcı olmaya çalıştık. Aslında kendini toparlayacağını düşünüyordum ama yanılmışım. Müziğini, duruşunu çok beğeniyordum. Son 20-30 yılda pop dünyasına eften püften bir sürü popçu geldi ama onun gibi gelmedi. İki albümü de çok sağlamdı.
Mehmet Tez (Müzik yazarı): Ölecek diyorlardı. İhtimal vermiyordum. Etrafında ona akıl verecek birileri olur diyordum ama yokmuş demek ki. Sonuçta içinde bulunduğu müzik dünyasının, sistemin kurallarına uymuyordu. Kendi kafasına göre takılıyordu. Son 10-20 yılın en yetenekli isimlerinden biriydi. Profesyonel davranıp kariyerini planlayarak yürümedi, içinden geldiği gibi yaşadı. Şu anda o bir efsane artık. Çok yazık oldu çok.
Görgün Taner (İKSV): Jim Morrison, Janis Joplin, Kurt Cobain, Jimi Hendrix neyse, Amy Winehouse da odur.
- Yorum göndermek için giriş yapın veya kayıt olun
-


